Çocuklarda Kendi Kendine Konuşma Alışkanlığı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uzman Doktor Leyla Alkaş, çocuklarda kendi kendine konuşma hakkında bilinmesi gerekenleri bizlerle paylaşıyor.


Kendi kendine konuşma davranışı bebek gelişimi sürecinde birçok ailenin karşılaştığı bir durumdur.. Yetişkin bir bireyin kendi kendine konuştuğunda yadırganır ve bir problemi olduğu düşünülür. Kendi kendine konuşma alışkanlığı, çocukların konuşmayı ilk öğrendiği dönemlerde sıklıkla görülen bir durumdur. Çocuklarda kendi kendine konuşma; hayali bir arkadaşla iletişim, yeni öğrenilen konuşma yeteneğinin geliştirilmesi ve uzun süre televizyon seyretme gibi basit nedenlerden kaynaklanabildiği gibi, bazı ciddi ruhsal problemlerin de habercisi olabilir. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uzman Doktor Leyla Alkaş, çocuklarda kendi kendine konuşma hakkında bilinmesi gerekenleri bizlerle paylaşıyor.

Konuşmayı Yeni Öğrenen Çocuklar Sıklıkla Kendi Kendine Konuşur.

Çocuk gelişiminde en öne çıkan etkinliklerden birisi tekrardır. Çocuklar, yeni öğrendikleri bilgileri ve kelimeleri tekrar etmeye bayılır ve kelime tekrarını usanmadan saatlerce sürdürebilir. Yeni öğrenilen sesler, öksürme – hapşırma taklitleri ve yeni öğrenilen kelimeler, çocukların bu eğlenceli aktivitesi için bulunmaz kaynaklardır. Bu noktada ebeveynlerin çocuklara vereceği tepkiler çocukların hoşuna gidecektir.

Konuşmayı yeni öğrenen çocukların kendi kendine konuşmasıyla, otistik eğilimi bulunan çocukların kendi kendine konuşması arasında belirgin farklılıklar vardır. Otistik eğilimli çocuklar, takıntılı bir şekilde, aynı soruyu ve/veya kelimeyi günlerce tekrarlayabilir. Bu tekrarlama süresince çocuğa verilen cevaplar – tepkiler çocuğun kendi kendine konuşması ve aynı ses kümesini tekrar etmesini engellemez ve çocuk saatlerce aynı kelimeleri tekrarlayabilir. Bu gibi durumlar, çocuğun karşılıklı iletişim becerilerini geliştirmesini engellediği gibi, konuşma yeteneğinin gecikmesine de neden olabilir.

Kendi Kendine Konuşma Alışkanlığı 6 Yaşına Kadar Devam Edebilir.

Çocuk gelişiminde on sekizinci aydan itibaren ortaya çıkan davranışlardan birisi taklitçiliktir. Taklit etmeye başvuran çocuklar; oyuncak bebeklerini uyutma, emzirme ve yıkama taklitleri yapabilir. Ve tüm bu süreçte annesinden öğrendiği annelik davranışlarını sergileyebilir ve onun gibi konuşabilir. Çocuğun yaşı ilerledikçe, taklide dayalı oyunların süresi uzar; konuları derinleşir ve renklenir. Bu dönemde çocuk, oyuncağıyla, sanki karşısında canlı birisi varmış gibi iletişim kurar. Örneğin, oyuncak bebeği yere düşecek olursa, onun gerçekten canının yandığını bir anne gibi feryat edebilir. Belirli bir olgunluğa ulaşan çocuk, tüm bu oyunları tek başına oynadığının farkına varır ve hayal kırıklığı içinde gerçekliği anlamaya başlar. Bu farkındalığın ardından, sağlıklı bir çocuğun diğer çocuklarla karşılıklı evcilik oyununa geçmesi ve taklitçilikten ziyada rol yaparak oynama eğilimi göstermesi beklenir.

Diğer çocuklarla karşılıklı oynamama ve tüm rolleri kendi kendine oynama (taklitçilik) hâli bazı çocuklarda 5 – 6 yaşına kadar devam edebilir. Bu süreçte çocuk giderek olgunlaşırken, oynadığı oyunun çocuksu olduğunu yavaş yavaş fark eder. Çocuğun oyun oynarken kendi kendine konuşması da sıklıkla gözlemlenen bir durumdur. Çocukları Oyun oynarken izlendiklerinde utanarak seslerini alçaltırlar ve izleyiciye oyunla ilgili açıklama yapma ihtiyacı hissedebilirler. 6 yaşından itibaren; örneğin 9 yaşındaki ya da 7 yaşındaki çocuğun kendi kendine konuşması farklı bir durumun belirtisi olabilir. Bu noktada ebeveynlerin bir uzmana danışmasında fayda bulunmaktadır.

İlginizi Çekebilir: Çocuklarda İnce ve Kalın Motor Becerileri Gelişimi Neden Çok Önemlidir?

Oyun Dışı Vakitlerde Gözlemlediğiniz Kendi Kendine Konuşmaları Önemseyin.

2 yaş sendromu

Hayal gücü yüksek, yalnız ve arkadaşsız büyüyen çocuklarda hayali arkadaş edinme eğilimi gözlemlenir. Bu çocuklar, bazen gerçek sandığı oyuncaklarıyla konuşurken bazen de kafasında kurguladığı hayali bir kişi ya da hayvanla iletişim kurar. Bazı durumlardan bu çocuklar ayrı bir hayali evren oluşturur ve bu evrende kendisinin bir insan ya da hayvan olduğunu iddia ederek o evrenin kurallarına göre yaşamaya başlar. Bu hayali dünyanın varlığı, aile yemeklerinde, gezilerde ve arkadaşlarla parkta geçirilen oyun vakitlerinde varlığını sürdürüyorsa, bu durumun ebeveynler tarafından ciddiye alınması gerekmektedir. Her ne kadar, bu hayali dünya serüveni okul ortamıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkıyor olsa da, bazı durumlarda bunun bir probleme dönüşmesi; giderek içe kapanmaya, şiddetli reddedişlere ve sosyal ortamlardan kaçınmaya neden olabileceği bilinmektedir. Bu tür ruhsal problemlerin araştırılabilmesi için ebeveynlerin iyi bir gözlemci rolüyle çocuklarını takip etmesi gerekir.

Televizyon Karşısında Fazla Vakit Geçiren Çocuklar Kendi Kendine Konuşma Eğilimine Yatkın Oluyor.

Televizyonun çocuğun gelişimine etkisi herkes tarafından bilinmekte olan bir olgudur. Kendi kendine konuşma alışkanlığı sağlıklı çocuklarda geçici bir süre gözlemlenen bir durumdur. Bu durumu deneyimleyen çocuk, gelişim süreci içinde hayali dünyasını terk eder ve içinde bulunduğu zamana rahatlıkla uyum sağlar. Psikolojik ve fizyolojik olarak etkilenmiş çocuklarda olduğu gibi, televizyon karşısında fazla vakit geçiren çocuklarda da kendi kendine konuşma alışkanlığı daha uzun bir süre devam edebilir. Böyle bir durumda, çocuk bu durumdan rahatsız olmaz. Çevreden gelen uyarılar karşısında içinde bulunduğu ruh hâlini garipsemeden yaşantısına devam eder. Görsel hafızası akranlarına göre güçlü olan ve erken yaştan itibaren televizyon önünde uzun vakitler geçiren çocuklar; okulda ya da dışarıda geçirdikleri süre içinde, televizyonda izledikleri program ve şovları hatırlayarak gülümseme, koşma, konuşma ve korkma gibi, akıllarındaki sahneye uygun davranışlar sergileyebilir. Çevresindeki insanların, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin söylemlerine aldırış etmeden bu davranışlarını sürdüren çocukların, klinik olarak değerlendirilmesi gerekir.

İlginizi Çekebilir: İlizarov Yöntemi Çocuklarda Boy Kısalığı Sorununa Çözüm Sunuyor

Ergenlik Döneminde Kendi Kendine Konuşma Davranışı Ciddi Problemlerin İşaretidir.

Ergenlik dönemine ulaşan çocukların gerçeklikle olan bağları güçlenmiş; düşünme ve hayal etme ile ilgili kavramlar ve davranışlar yerine oturmuş olmalıdır. Ergenlik dönemine ulaşmış bir gencin kendi kendine konuşmaya devam etmesi daha ciddi bir değerlendirmeyi zorunlu kılar. Bazı durumlarda bu içsel konuşma, bireyin tartışmasına, korkmasına veya yapmaması davranışları sergilemesine neden olabilir. Bu davranışlar “işitsel halüsinasyon” olarak adlandırılan durumun varlığına işaret eder. Kişinin duymakta olduğu bi iç ses, genelde kendisine kötü sözler söyleyen ve yapmaması gereken davranışları yapma emri veren seslerdir. Ergen depresyonu olarak adlandırılan durum, duygudurum hastalıklarında ve şizofreni tiplerinde yaygınlıkla görülmektedir.

Sonuç

Kendi kendine konuşan çocuklar özelinde gözlemlenen sıra dışı konuşma davranışı, çocuğun gelişimi içerisinde belirli bir dönemde kabul edilebilir sayılan bir durumdur. Altıncı yaşın ardından devam etmekte olan çocuğun kendi kendine konuşması durumu, derinlerde, farklı sosyal ve psikolojik problemlerin varlığına işaret edebilir. Böylesi bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynlerin, itidalli bir şekilde çocuklarının davranışlarını gözlemlemesi ve bir uzmandan yardım alması gerekmektedir.

İlginizi Çekebilir: Çocuklarda Motor Becerileri Geliştiren Aktiviteler

Makalemizi Faydalı Buldunuz Mu?

Aşağıdaki yıldızlara tıklayarak oyunuzu verin.

Makalemiz okuyucumuzun oyuyla 5 üzerinden puan almıştır.

Beğenmenize Çok Sevindik!

Bizi sosyal medyada takip etmek ister misiniz?

Beklentilerinizi Karşılayamadığımız için Üzgünüz 🙁

Makalemizi geliştirmemize yardımcı olun!


Makalemizi arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz, aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.

Aşağıdaki formu doldurarak, makalemizle ilgili sorularınızı yazarımıza iletebilirsiniz. Toplam yorum sayısı: 8

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. merhaba öncelikle inşallah cevap alabilirim ümidi ile yazıyorum onu belirteyim.2 çocuğun var biri 3 yasa yakın kızında 6.5 yaşında. kızım şu anda okulun ikinci döneminde okula gitmek istemiyor. yaklaşık 4 haftadır bayağı bir zorlama ile gidiyoruz ama zorlama son derece fazla giyinmek istemiyor. evden çıkmıyor
    elinden kolundan çeke çeke okula götürüyoruz girmek istemiyor sonra zorla sınıfa giriyor sınıfa girdikten 10-15 dk sonra herşey normallesiyormus.ama sınıfına gidiyor bu arada kızım. son zamanlarda daha öncede olmasına rağmen sıklaştırdı için sormak istiyorum.cok fazla aynaya bakarak konusuyor.bu neden kaynaklanıyor olabilir. okul problem için psikolog ile görüşme de sağladık.okul ile ilgili bir problemi olmadığını bizi zorladığını söyledi. okul müdürü nlp uygulamış ve kizimin karnında bir acı hissettigihissettiğini ve bu acının 2 yaşında oluştuğunu söylemiş eşime ne kadar doğru bir tekniktir bilmiyorum ama 2 yaşına baktığımızda kızı ile o dönemde yaşadığımız önemli bir olay olmadı. ne yapacağımızı bilemiyoruz inşallah yardımcı olabilirsiniz. iyi çalışmalar

    1. Birinci sınıf çocuğunda ikinci dönem başlangıcındaki okul reddi mutlaka ciddiye alınmalıdır. İlk donem ayrılık kaygısı olmadan, çabucak adapte olup okula giden çocuk, tatil sonrası gitmiyorsa ayrıca değerlendirilmelidir. Böylesi durumlarda okul veya ev kaynaklı bir problemler oluşması değerlendirilebilir. Bu durum aynaya bakıp konuşma, oynama, çok fazla video izlemeye bağlı olarak da gelişebilir.

  2. Merhaba iki yaşında bir oğlum var iki akşam oldu ışığı kapatınca yatarken kendi kendine konuşuyor hayali birseyler yaşıyor ve bizi duymuyor gibi birsey çizgi film izliyor çok endişelenmeye başladım artik

    1. Hafızası güçlü olan çocukların bazıları, uyuma saatinde canları sıkıldığı için veya uyku öncesi gevşemek için daha önce izledikleri veya yaşadıkları sahneleri gözünün önüne getirip, onlarla ilgili replikleri tekrarlayabilir. Gün içinde mutlu, göz göze karşılıklı ve uygun sosyal ilişki kuran bir çocuk için bir durum sorun oluşturmaz. Yine de çocuk, takıntı stereotipi düşündüren hep aynı tekrarlara ve gün içinde uygunsuz sosyal ilişki becerilerine sahipse ayrıca değerlendirmekte fayda olacaktır.

  3. 15 yaşındayım ve kontrolsüz bir şekilde kendimle konuşuyorum. Kendimle konuşuyorum dediğim söyle kafamda kurduğum farklı 8 9 kişi var ve onlarla sürekli iletişim halindeyim sanki normal hayatımdan başka bir hayatım varmış gibi işin ilginç tarafı hayalimdeki kişiler ile İngilizce konuşuyor olmam ne yaşadığım hakkında en ufak bir fikrim yok ve korkuyorum

    1. Sevgili Buse. Yaşadığın bu durumunu ailenle paylaşmanı ve onlarla birlikte en yakın sağlık kuruluşundaki bir uzmandan destek almanı öneriyoruz. Sağlıklı ve mutlu günler dileriz.

  4. Benim iki tane kızım var. Küçüğü iki yaşını yeni geçti ve hala konuşamıyor. Söylediği birkaç kelime var. “Anne”, “dede”, “anane”, “al haydi” gibi kelimeler. Ve ayna ile ya da kendi gölgesi ile konusuyor; kavga ediyor. Bunlar normal mi acaba?

    1. Merhaba Ayşe Hanım. Öncelikle yaşadığınız durumdan dolayı üzüntülerimizi bildiririz. Doktorumuzla daha sağlıklı bir iletişim kurmak için 444 7 888 numaralı telefon aracılığıyla Memorial Hastanesini arayabilir ya da bağlantı üzerinden e-randevu alabilirsiniz. İyi günler dileriz.

Uzm. Dr. Leyla Alkaş - Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı
1967 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Uzm. Dr. Leyla Alkaş, 1984 - 1990 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde lisans eğitimi aldı. Ardından, 1991 - 1996 yılları arasında yine aynı üniversitenin Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları bölümünde uzmanlık eğitimini tamamladı. 1997 - 2006 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde Uzman Doktor olarak çalışan Leyla Alkaş, 2006 yılından beri Memorial Şişli hastanesinde Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı olarak çalışmaktadır. Uzm. Dr. Leyla Alkaş bilgi ve birikimini siz değerli Joker Blog okuyucularıyla paylaşıyor.
Open

Arkadaşınla paylaş!