Duyular: İlk Temas

Fizyoterapist Umut Aybarç; Duyular: İlk Temas başlıklı makalesinde duyusal gelişimin ipuçlarını sizlerle paylaşıyor.


Şimdi en başa gidelim birlikte.

Anne karnında bir bebek olduğunuzu düşünün. Karanlıkta daracık bir yerdesiniz. Bir sıvı içinde arada boğuk boğuk sesler ve titreşimler geliyor. Biri hareket ediyor ve onun sayesinde siz de hareket ediyor ve duruyorsunuz. Garip birçok ses gelmeye devam ediyor ve kolunuzu, bacağınızı oynattığınızda esnek bir şeyi itiyorsunuz.

Ardından tatlı bir ses geliyor uzaklardan tam anlaşılmıyor ama iyi hisler uyandırıyor.

Duyular: İlk Temas

Aşık Olmak Gibi Onun Sesini Duymak…

Çok yakından geliyor sanki içeriden gibi. Ardından arada ışık değişimleri oluyor sıvı içinde küçük aydınlanma ve kararmalar. Yine o ses yumuşak sevgi dolu cevap vermek istiyorsun ona mutlulukla. İyi hisler uyandırıyor onu duymak onunla bağlı olduğunu hissetmek.

Böyle bir şey olsa gerek anne ile bebek arasındaki ilk anılar.  Anne hareketi ile hareketi algılayan bebek, ilk hareket deneyimlerini onun sayesinde yaşıyor. Bu nedenle annenin nasıl bir hamilelik geçirdiği, bebeğin nasıl bir hareket çeşitliliği ile doğacağını belirlemiş oluyor.

Vestibüler Sistemimiz, Başımızın Hareketiyle Gelişiyor.

Herhangi bir sıkıntı ile yatarak hamileliğini geçiren bir annenin bebeği ile yürüyüşüne ve sosyal hayatına devam eden aktif bir annenin bebeğini düşünün. Daha doğmadan deneyimledikleri hareket çeşitliliği onların doğduktan sonraki süreçlerini belirleyecektir.

Duyularla ilk temasımız anne karnına dayanıyor ve ömrümüz boyunca devam ediyor. Bildiğimiz beş duyunun yanında aslında bizlerin gelişim sürecinde büyük önemi olan hareket ile ilgili vestibüler ve proprioseptif duyu ile vücut içindeki değişimler ile ilgili bilgi aldığımız interoseptif duyu ile sekiz duyumuz vardır.

Anne karnındayken bebek güvenle kucaklanmış sımsıkı sarılan bir alandadır. İçinde yüzdüğü sıvı sayesinde sürekli dokunsal bir temasta. Bu iki duyu yani dokunma ve bedenin farkındalığını oluşturan prorprioseptif duyu ile bebek kendini güvende hisseder. Proprioseptif duyu kaslar ve eklemlerden bebeğin bedeninin hareketi hakkında bilgi aldığı duyudur. Bu duyunun gelişimi ile bebek, gelecekte nasıl hareket edeceği ile ilgili gelişimi sağlar. Merdivene nasıl çıkacağı ya da bir yumurtayı hangi kuvvetle kırabileceği bilgisini kazanır. Dokunma duyusu ile dokunsal olarak çevreyi algılamanın yanı sıra bedeninin de farkına varır.

Bebekler Ağladığında Nasıl Sakinleşir?

Dokunma ve proprioseptif duyu aynı zamanda sakinleşebilmek için de ihtiyacımız olan duyulardır.  Annelerinin kucağına alması, proprioseptif ve dokunsal bir uyaran sağlar. Emmeyi istemesi yine dokunsal ve proprioseptif bir uyarandır. Bir diğer sakinleştiren anne yaklaşımı da içgüdüsel olarak ağlayan bebeğini sallamaya başlamasıdır. Sakin ve yavaş sallanma bebeğin sistemi üzerinde sakinleştirici bir etki yapar. Düşünsenize hâlâ sinirlenince bir yerlere yumruk atanlar ya da stresle ellerini saçından alamayanlar.  Aslında tek yapmak istedikleri sakinlemeye çalışmaktır. Beslenme ile ilgili problemlerinin altyapısında çoğu zaman bu duyular ile ilgili sıkıntılar yer alır.

Bebeklerde Diş Çıkarma

Sakinleşmek ve Bebeğin İhtiyaçlarına Odaklanmak Gerekir.

Bebek büyürken tüm bu duyu bombardımanı içinde ilk önce anne daha sonra çevreden aldıkları ile kendi sistemini kullanmayı öğrenir. Doğumun ilk aylarında annenin bebeğin ihtiyaçlarını karşılaması için gösterdiği duyusal yaklaşım, bebeğin yaşam becerilerinin gelişmesini sağlayacaktır. Annenin bebeğin ihtiyaçlarını doğru karşılayabilmesi bebeğin göstermiş olduğu iletişim sinyallerini doğru okuyabilmesi ile gerçekleşir. Annenin de bebeğin göstermiş olduğu sinyalleri okuyabilmesi adına kendi sistemini iyi kullanabilmesi gerekir. Sakinleşip bebeğin ihtiyaçlarına odaklanabilmesi ve doğru zamanda doğru kararı verebilmesi yine annenin kendi sistemini iyi kullanabilmesi ile mümkündür.

Doğru duyusal girdi doğru zamanda bebeğin ihtiyacına göre verilmelidir. Bu anne ile bebek arasında kurulan o eşsiz bağın nasıl şekilleneceğini gösterecektir. Bu süreç iki yönlüdür.  Annenin keyifle ve şefkatle verdiği bakım ile bebeğin güvende hissetmesini sağlarken, annenin de bebeği tarafından kabul gördüğü ve annelik duygusunun pekiştirildiği hissini desteklemiş olacaktır. Sağlıklı bir gelişim için bebeğin ilk duyusal ve duygusal kaynağı olan anne ile kurduğu bağ önemlidir.

Makalemizi Faydalı Buldunuz Mu?

Aşağıdaki yıldızlara tıklayarak oyunuzu verin.

Makalemiz okuyucumuzun oyuyla 5 üzerinden puan almıştır.

Beğenmenize Çok Sevindik!

Bizi sosyal medyada takip etmek ister misiniz?

Beklentilerinizi Karşılayamadığımız için Üzgünüz 🙁

Makalemizi geliştirmemize yardımcı olun!


Makalemizi arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz, aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.

Aşağıdaki formu doldurarak, makalemizle ilgili sorularınızı yazarımıza iletebilirsiniz. Toplam yorum sayısı: 2

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Canım hocam ne güzel dile getirmişsiniz. Hamileliğime geri döndüm. İhtiyaçlarını karşılamam konusunda oğullarımı anlamamda ve
    kendilerini ifade etmelerindeki destekleriniz için hala müteşekkirim.

Fzt. Umut Aybarç
2009 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon bölümünden, mezun olan Fizyoterapist Umut Aybarç, fizyoterapi, çocuk terapisi, duyu bütünleme, floortime, aile ve yaşam koçluğu eğitimleri vermektedir.
Open

Arkadaşınla paylaş!